inanilmaz bozulmamistir. hele yazlari, gunesin sicakligi ortaya cikmadan gecirilebilecek muhtesem saatlerdir. kume kume kuslar catilardan catilara ucar. kumrular o degisik tonlamalariyla otuyorlardir. balkona cikarsiniz, serin bir hava* yuzunuze vurur. “havanin tadi mi olurmus?” dersiniz kendi kendinize, fakat hava tatli bir lezzet birakir genzinizde.
hele birde deniz kenarinda iseniz icinize cektiginiz o iyot kokusu bambaska duygular uyandirir
o aydınlık izmir günü daha başlamadan havadaki tatlı serinliği içinize çekersiniz okulunuza giderken.insanlar daha yeni yollar düşmüştür.inönü caddesine çıkarsınız okullarına giden öğrencileri görürsünüz.binaların arasından birazdan açık mavini alacak denize bakarsınız.rüzgar saçlarınız arasında süzülür.birazdan gözleri alıcak güneş tüm aydınlığyla ortaya çıkacaktır.
(bkz: sevinç pastanesi)
haydiii givriiiiiiiiik,boygoz,boyaca givreeeeeek
perdenin aralik kismindan yuzunuze akan gunes isinlari,sokakta sunlari bitiriyimde bir an once okula gidiyim tadinda bagiran gevrekci cocuklar,acik kalmis sokak lambalari..
parıldayan güneşiyle ne kadar yorgunda uyanılsa içine enerji dolduran sabah..
bir pazar sabahı erken sayılmayacak bir saatte kıbrıs şehitleri caddesi’nde yürürken neredeyse tümü kapalı olan dükkanları, sokakta yürüyen bir allahın kulu bile olmadığını gördükten sonra yaşanan dumur halinin çağrışımı.
günlerdir herhangi bir sabaha şahit olmamış, alabildiğine karışık ve bulanık bir kafayla sabaha karşı yolda yürüyorsanız ve gerçekten nedensizce iyi birşeyler kıpırdanmaya başlıyorsa öylece durun, bakın, dinleyin: kadın*,geceliğini üzerinden çıkarmakta…
güneşin ilk ışıklarıyla bok kokusu sarmaya başlar körfezde ortalığı…
doğan güneşin sizi uyandırmasıyla başlar.pencerenizi açıp dışarıya bakarsınız millet işe gitmek için çabalar, martılar yemek peşinde ciyaklar, okul servisleri öğrencileri alır, apartman kapıcıları yerleri temizlemektedirler* karşı koyamazsınız bu güzelliğe.ocakta yeni demlenmiş çayın kokusu kaplar evi.fokurdaya suyun sesi..pencereyi açıp dışarının koklanması ve o temiz hafayı ciğerlerinize çekmeniz önerilir.
“gevrek var boyoz var” nidasıyla dolaşan amcanın nasıl ulaştıgı henüz bilinemiyen ses desibeliyle başlayan ,yazın inanılmaz sıcak olabilen,lise yıllarında bornova sokaklarında terasın veya şimdi yerinde yeller esen vagon kafetryanın yolunu çapaklı gözlerle bulmaya çalışmakla devam eden ve “gevrek var boyoz kalmadı” repliği eşliğinede son bulan süreç.
sahil evlerinde bulunan bir cok kafeterya’da cift kaşarli omlet, balli kaymak eşliginde hafta sonlari kahvalti etmek. arkasindan urla’ya uzanip bazlama yemek, oha olmak.