marmara iletisimde okuyan her ogrenci icin bir donem kabus asabiyet nedeni olmus kisidir. her ders** fransız ihtilalinden mutlaka bir kez soz eder, sizi uyutabilmek icin resmen uğraş verirdi. enfaktüs geçirip, hastaneye asistan çaarmış, final sorusu yazdırmış, her yerde her şartta sınav ilkesini benimsemiş bir zattı. pek bi severdi beni, benden ayrılmamak için 4 yıl geçer not vermedi bana, ama sonunda onun da yerine bir geçen oldu ve ayrıldık*
tam adı mehmet nuri inuğur. kendi yazdığı basın yayın tarihi kitabının tek bir kelimesini dahi atlamadan anlatabilmesiyle de ünlüdür. sınıfta bir kabusken öğrencisi olduğum marmara iletişim yıllarında aynı zamanda dekan yardımcısı olan nuri inuğur odasında adeta bir melekti. ders verdiği 402 nolu anfiye ilerleyen merdivenlerde evrim geçirdiğini ve 402den içeri girdiğinde artık tamamiyle bir canavara dönüşmüş olduğu izlenimini uyandırırdı. sınavda matbuat alanı sözü yerine basın sektörü sözünü kullanmanız tüm cevabınızın yanlış olarak kabul edilebilmesi için yeterli olabilmekteydi. her ders muhakkak osmanlıya övgüler ve fransız ihtilalinde jakobenler ve jirondenler arasında geçen bir çekişmeye tanık olurdunuz. ayrıca her kitap önerisi aynı şekildeydi. “falanca kitabı sahaflar arşısında bir numarada der yayınevi ibrahim derbeder’de bulabilirsiniz”. kimileri öldüğünü söyledi üzülmüştüm kimileri henüz ölmediğini söyledi yine üzülmüştüm. şu an ne olduğu belli değil ve ben derse girdiği zamanlarda da üzülüyordum şimdi de üzülüyorum. varlığı yokluğu bir adamlardan biridir nuri inuğur. öyle de üzer, böyle de üzer…