Russian Bear
Cuma, 09 Kasım 2007bir votka kokteyli.-3cl. votka -1.5cl. kakao likörü -1 yemek kaşığı light krema kırılmış buzla iyice çalkalayın. koktey bardağıan süzün
bir votka kokteyli.-3cl. votka -1.5cl. kakao likörü -1 yemek kaşığı light krema kırılmış buzla iyice çalkalayın. koktey bardağıan süzün
bi mimar arkadaşın japon çizgi filmlerine takması ile tanıdığım yakışıklı ,kırmızı saçlı japon samurayı.aslında kılıcı kanlı bir katil ama koca gözlü mavi saçlı bir kıza aşık olup ,aniden iyilerin tarafına geçiyor.
artik pentium 2 boardlarinin da yavaÅŸ yavaÅŸ duÅŸtugunu gordugum (yada calinti herneyse) ve boardlarin 10-15 milyondan alinabilecegi yer. daha sozluk yeni acilmiÅŸken 100ÅŸ verip alabileceginiz bir anakarti 10ÅŸ’a alabilirsiniz pazarliksiz. ayrica kadikoydeki pazar yer olarak bellidir, en kenarda derenin kiyisinda pornocular olur onlarin bitiÅŸiginde 3 siraya kadar donanim bulunabilir, sonra yavaÅŸ yavaÅŸ ivir zivir giysi ev eÅŸyasi dokuntu derken cdciler gelir. (cd alacaklara tavsiye; orda duzgun warez satan 1 adam var ama cd baÅŸinda 4 milyon aliyo her zaman orda oldugundan bozuk ciktiginda degiÅŸtirme garantisi var ama 3milyona hatta akÅŸam gittiginiz zaman 2.5-2 milyona yazicioglunun onunden degiÅŸtirmeme garantisi ile elinizde patlama riski olan cd de alabilirsiniz, riske girersiniz ama caliÅŸirsa ucuza gelmiÅŸ olacaktir) cd’cilerle birlikte elektronik eÅŸya saticilari da baÅŸlar, yol kenarinda ise sirayla hirdavatcilar ve en sonda kasetciler bulunur
bir iÅŸi görmek için kompleks ÅŸeyler tasarlamak yerine basit özelliklerden zekice faydalanmaya eÄŸilimli, kaba ama saÄŸlam ürünler ortaya çıkaran, diÄŸer yandan yeri geldiÄŸinde çevre koÅŸullarını hiçe sayarak ucuza güvensiz sistemler de üretebilesi, her halükarda geliÅŸmiÅŸ sayılabilecek, parasızlık yüzünden mundar olma yolunda ilerleyen teknoloji. sscb’nin dağılmasından sonra bu birliÄŸi oluÅŸturan ülkelere miras kalmıştır. (bkz: baykonur)
nasa uzayda astronotlara kullanabilmeleri icin uzerinde tam 3 yil caliÅŸtiklari ozel tukenmez kalemler verirken, rus kozmonotlar bu iÅŸi yillar once kurÅŸun kalem kullanarak halletmiÅŸlerdir. bu teknoloji degil de nedir?
gucci’nin dikdörtgen tasarımı ile dikkat çeken parfümü
(bkz: sofad)(bkz: depeche mode)sozlerini de yazayım tam olsunwalk with meopen your sensitive mouthand talk to mehold out your delicate handsand feel mecouldn’t make any plansto conceal meopen your sensitive mouthhold out your delicate handswith such a sensitive mouthi’m easy to see throughwhen i come upwhen i rushi rush for youcry for youseen the tearsroll down from my eyes for youheard my truthdistorting to lies for youwatched my lovebecoming a prize for youseen the tears in my eyesheard my truth turn to liesseen the tears in my eyesi’m not proud of what i dowhen i come upwhen i rushi rush for youi come up to meet youup there somewherewhen i rush to greet youmy soul is baredgave more for youdropped my crutchesand crawled on the floor for youwent looking behind every door for youand because of the thingsthat i saw for youi spiritually grewwhen i come upwhen i rushi rush for you
kendisini hep sofia run a benzettigim grup.
bu ÅŸarkinin aslinda bir hikayesi oldugundan bu entryde olmasa bile ba4ka bi entry’de bahsetmiÅŸtik, ki hangisi ÅŸu an hatirlamiyorum, gel gelelim bu hikayenin ne oldugundan bahsetmemiÅŸiz. evet iÅŸte hikayenin orjinali, ne yazik ki goetheyi almancadan okurum diyecek kadar iddiali almancam olmadigindan orjinali ve kendi yaptigm tercumeyi yanyana vermeyi uygun gordum. (ayrica bu hikayenin norveccesi de vardir, sozlukte ileri norvecce konuÅŸan jormungand arkadaÅŸimiz da bunun tercumesini yayinlayabilir heralde)die quelle des urd ist nicht länger ein dunkles tief, in das wir starren, sondern ein lebender strom, der fruchtbar durch die länder des nordens fliebt. ja, gegen die höchsten visionen der essenz kann sich dieses leben nun in entwicklung seiner grändenden kraft und sonderlichkeit erheben, erheben zum allvater, der über walhall ist, zu ihm, dem wahren gott… [johan sebastian cammermeyer welhaven](urd anlaÅŸilan o ki “yaÅŸam” manasinda kullanilmiÅŸtir, esasinda tamamen paragraf iceriginden anlam cikarma yada diger bir deyiÅŸle gotunden sallama teknigi ile anlami bulunmuÅŸtur, neyse) yaÅŸamin kaynagi bundan boyle artik icine baktigimiz (bakakaldigimiz, yanlizca bakmakla yetindigimiz) derin bir karanlik degil aksine, korkunc bir ÅŸekilde kuzey ulkelerinin icinden gecen ve yaÅŸayan bir firtina. evet, yaradiliÅŸ ozunun yuksek (ulu) hayaline karÅŸi yaÅŸamin karÅŸi koymasi ÅŸimdilik sadece kendi (gränden yapan) gucu ve ozellikleri ile oluyor. bu karÅŸi koyma valhalladan da ustun olan ulu ata*ya , gercek tanriya karÅŸi. urds bronn er ikke lenger et dunkelt dyp vi stirrer ned i, men en levende strom som gìr befruktende gjennem nordens land. ja, mod tilvaerelsens hoiste syner kan dette liv nu haeve sig i udfoldelse af sin grundkraft og eiendommelighed, haeve sig til alfader, der er over valhal, til ham, til den sande gud…
ters edip duz edip yine de parametre aldirtamadigim uzerine parametre almadigini tahmin ettigim, debug’la da aninda anlaÅŸilmayan olaya sebep olmuÅŸ program(cik).
komik ve hoş amiga 500 oyunlarından biri.kahramanımızı önce tek şeritli,sonra şerit sayısı gittikçe artan vızır vızır bi yolda karşıdan karşıya geçirmeye çalışıyosunuz.eğer arabaların altında kalırsa,adamcaaz baırarak ölüyo ve yerde minik bi kan gölü oluşuyo.
http://www.running-wild.de
judas priestin 1978 tarihli iki albumunden biri olan killing machinedeki sekinci sarkinin ismii move as fast as i cani like to get aroundi’m crazy like a madmanmy feet don’t touch the groundi move amongst the night lifeand they just step asidecause when they see me comingthey know i’m running wilddead or alive there’s nothingthat bothers me at alli take on all comersthey back off or they fallthey raise their hands to stop mei laugh and i defycause what’s the point in livingunless you’re living wildno chains can hold me downi always break awayi never hear societytell me what to do or sayi taste the life that pleases meand raise a storm for all the world to see i never stumble, never fallnever stop for resti rebell but i walk talland i demand respecti move amongst the nightlifeand they just step asidecause when they see me comingthey know i’m running wildi’m running wildi’m running wildget outta my wayi’m running wildi’m running wildyou better believe itwild…
(bkz: gates to purgatory)(bkz: branded and exiled)(bkz: under jolly roger)(bkz: port royal)(bkz: ready for boarding)(bkz: death or glory)(bkz: blazon stone)(bkz: pile of skulls)(bkz: black hand inn)(bkz: masquerade)(bkz: the rivalry)(bkz: victory)
cam yapiminda prens rupert’in gozyaslari (yaslari) isimli bir fenomen var. belli bir yukseklikten erimis cami kara veya soguk suya akittiginizda, gozyasi seklini aliyor. ve bu gozyasinin uzun bir kuyrugu var. gozyasinin yuvarlak kismina, cekicle bile vursaniz, hizli soguma nedeniyle, hic bir sey olmuyor. ama kuyrugunu azicik kirarsaniz, guclu bir ses esliginde patliyor ve kum gibi etrafa saciliyor. bir yandan zarar verilemez gorunup, bir yandan da bu kadar cabuk kirilmasi insani ister istemez etkiliyor. ve bu aslinda hayatimizin bir cok alaninda yasadiklarimiza benziyor sanki.