Yuzunu Goren Cinnetlik
Cuma, 09 Kasım 2007söylenen kişinin uğursuz,sevilmeyesi ve görülmek istenmeyen bir kişi olduğunu niteleyebilecek söz..(bkz: yuzunu goren cennetlik)
söylenen kişinin uğursuz,sevilmeyesi ve görülmek istenmeyen bir kişi olduğunu niteleyebilecek söz..(bkz: yuzunu goren cennetlik)
belgrad ormanlarinin ortasinda olan high school’un devamini olusturan hayatimin en guzel zamanlarini gecirdigim lay lay lom gecen lisa hayatindan sonra nerdeyse butun mezunlarini (zaten sadece 24 kisiydik) turkiye ve amerikada olmak uzere cok iyi universitelere sokan okul dogrudur yillik para konusunda kendini asmis bir okuldur dogrudur tiki olayinin ana vatanidir ama okulumdur severim naaparsin ole kabul etmek gerekir
(bkz: savaslardaki buyuk hatalar)
“bir kadinin icinde en mutlu olacagi elbise erkeginin kollaridir, erkegi olmayanlar icin de ben varim”demis olan modacidir.christian dior moda evinde ise baslamistir, sonrasinda kendi moda evini kurmustur.
unlu ilah modaci.son defilesini yapip emekliye ayrildi…
* tam adı, george yves tanguy* 1900 paris doğumlu* kendine özgü çizimleriyle yarattığı çeşitli nesne ve yaratıklar ile uçsuz bucaksız yeryüzü uzamlarıyla tanınmış* surrealist grubun en genç ressamı* amerika’ya taşınıp orada sanatçı kay sage ile evlenmiş* tanguy resimlerinin asılı olduğu bir ev duvarı biraz zor bulunur * herhangi bir sanat eğitimi almamış * çoğunlukla yağlı boya ve bazen de guvaj ve kara kalem çalışmış * en yakın arkadaşları: jacques prevert (surrealist şair, ressam), chirico (surrealist ressam), andre breton (surrealist kuramcı, yazın adamı), benjamin peret (surrealist yazar), salvador dali (surrealist ressam), man ray (surrealist fotoğrafçı, ressam), rene magritte (surrealist ressam), max ernst (surrealist ressam) ve kay sage (yarım yamalak surrealist ressam)’dır. * 1925′de kendini öldürmek için az daha otobüsün altına atlayacakmış ama gördüğü bir chirico resmi, onu ölümden döndürüp resim yapmaya başlatmış. * 1926′dan önce yaptığı resimleri yakmış.* tanguy üzerine yazılan üç kitap var ve üçünün de baskısı durmuş. * 1955 ölümlü.
(bkz: umit kivanc)
genelde takdir ettiğimiz iyi işler çıkaran ümit kıvanç’ın daha sonra kendisinin de (bir şekilde)itiraf ettiği üzere pek anlamadığı bir konuya önyargılarla (”eğer tolkien’in eserini gözünü gişeye dikmiş holywood’cular yerine meselâ bir rus yönetmen filme çekmiş olsaydı, muhtemelen daha ilk andan “hah, işte yine o hikâye” dedirtmeyecekti bize”…peh peh peh) yaklaşıp doğal olarak alakasız ve yanlış sonuçlara ulaşmasının hazin öyküsüdür bu yazı.aslında yazar da neyi savunduğunu çok net olarak kestirememekte bir şekilde edindiği yüzükler efendisi filmiyle 11 eylül olaylarından sonra amerikanın afganistan operasyonu arasında bir ilişki olduğu fikrini kendisinin de pek inandırıcı bulmadığı nedenlerle savunmaya çalışmakta ancak kitabın bundan 40-50 sene evvel yazıldığı filmin çekim çalışmalarının 7 yıldır sürdüğü ve yine filmin gösterime giriş tarihinin 11 eylül’den çok evvel belirlendiği gerçeklerinin de farkında olmasından dolayı aynı yazı içinde sürekli birbiriyle çelişen ifadeler kullanmak zorunda kalmaktadır.mesele aşağıdaki ifadede yazarın bariz bir şekilde filmle 11 eylül sonrası gelişmeler arasında bir ilişki kurmaya çalıştığı görülmekteyken :”bir: “evil”. bir “kötülük” var. “şer”. yani “evil”. abd başkanının yeni savaştaki düşmanı tarif ederken kullandığı anlamıyla. bu “evil”, vaktiyle kısmen alt edilmiş. ama yakın zamanda yeniden başını kaldırmış. ve gelip bize bulaşıyor. bizim ondan nihaî olarak kurtulabilmek için bizzat onun inine girmemiz gerekiyor. iki: dağlar. bu şer odağı, aşılmaz dağların ardında. oraya gitmek çok zor. girince çıkmak çok zor. üç: mağaralar. kötülüğün hizmetkârları, yeraltında, mağaralarda kendilerine savaşçılar yetiştiriyor. bunları anlatan kişinin neden sözettiğini düşünürsünüz? “yüzüklerin efendisi” filminden, günümüzdeki ortama hop diye oturtulabilecek öyle bir şablon çıkar ki, mahir kaynak bile şaşıp kalabilir….dağlar, mağaralar, uzaktaki “kötülük” filmin piyasaya sürüldüğü dönemin özelliği, -belki de maalesef demek lâzım- filmdeki birçok motifin epeyce şaibeli çağrışımlar yaratmasına yolaçıyor. “bir kaç satır sonra kronolojik gerçeklerden dolayı komik duruma düşmemek için bütün bu ilişkinin sadece onun kafasında yarattığı bir olgu olduğunu itiraf etmek ihtiyacını hissetmekte, “dağlar, mağaralar koyalım da üsame’yi çağrıştırsın” gibi bir şeyden bahsetmediğimi sekiz-on defa tekrarlamalı mıyım, kestiremiyorum. bu memlekette insanın aklına her şey geliyor haliyle… “gibi bir cümleyle durumu kurtarma çabası içine girmektedir.ve malasef koca yazıdan akılda kalanlar da ümit kıvanç’ın bu “yaa aslında iki olay arasında ilişki var gibi ama şimdi düşünürsek çok da saçma oluyor yani ben de tam emin değilim aslında ama ne biliyim öyle bir fikir geldi aklıma yaziym dedim…” tavrı ve yüzüklerin efendisi olmadı bari casablanca’yı örnek veriym de yazı kurtulsun çabasından başka bir şey olmamakta olamamakta okurlarına “e madem net bir düşüncen yok bu konuda o zaman niye yazdın bu yazıyı be ümit ağabey nedir şimdi anlatma istediğin anlayamadık biz kusura bakma valla” dedirtmektedir…
tolkien’in, eseri boyunca açıkça elflerin tarafını tutması, orkları da itin götüne sokup çıkarması sonucu varolduğu düşünülen olgu. bir adım daha ileri gidip elflerin avrupa aristokrasisini, orkların ise bilumum barbarları ve aşağılık ırkları (türkler, zenciler vb) simgelediği sonucuna varmak da mümkündür.
tolkien seneler boyu “ben yazarken boyle seyler dusunmedim, siz de hinlik yapmayin, kardes kardes yasayin” dediyse de bu konu senelerce elestirmenlerin hararetli tartismalarina konu olmus, elf’lerin beyaz, anglo sakson,protestan* ingilizleri mi sembolize ettigi cozulememis bir muamma olarak kalmistir.
soz konusu irkcilik, tolkien’in gercek hayatta varolan imgeleri kendi fantastik dunyasindaki kavramlarla iliskilendirerek, insanlarin kitabi daha kolay algilayabilmesi icin yapmis oldugunu dusundugum bir hilesidir.silmarillion’da irklarin neden cumleten iyi veya kotu, guzel ya da cirkin olduguna dair pek cok guzel sebep getirilmistir. bu siniflandirma insanin nispeten manwe’ye yakin olmasindan, bu yuzden algisinin oznelliginden kaynaklanmaktadir. yani iyiysen ork sana cirkin gelecektir, ama kotuysen de elfleri cok cirkin bulacaksindir…cografya benzerligini, dunyasini gunumuzdeki dunyaya iliskilendirmek icin kullanan ustad, orta dunya’nin ilgili kismindaki elf, cuce, hobbit, insan, ve ork, trol vs. gibi irklarin karakteristik ozelliklerini de, sauron’dan sonra, gitgide notr, yani gri bolgeye dogru kayarak birbirlerine benzemeye baslamalari (elfler haric, onlar cekip giderler bu diyarlardan) ve birbirleri icinde asimile olarak bu ozellikleri tasiyan insan irklarina donusmeleri yoluyla gunumuzle benzestirir (bkz: ne dedim ben).
tolkien’in uclemesi tartisilirken hemen hemen her ortamda mevzu haline gelen “acaba tolkien’in elf’leri beyaz, anglo-saxon, protestan ingilizleri mi sembolize ediyor?” sorusunun oldukça anlamsız olduğunu düşünüyorum zira tolkien kendisi inançlı bir katolik idi, middle earth’de birçok açıdan açıkça üstün olan elf ırkını protestanlarla özdeşleştirmiş olduğunu sanmıyorum. wasp ırkçılığı ise britanya’dan ziyade amerika’da kabul gören bir yaklaşımdır.
bir bayan arkadasin gozune carpmistir bu * madem bunuda yazayim dedim(bu ara seksistciligi dogru mu yazdim ve anlatmak istedigime uygun kelime o mu bilmiyorum tam)goze carpma olayida su dir ki pek fazla disi karakter yoktur lotr da olanlarinda appearance i (roman icerisinde) pek zayiftir (yada fazla onem tasimamaktadir) diger karakterlere karsi
iki hamburgerden, bir sevişmekten uzak; kahramanlık, savaş ve mücadele dolu bir konsepte sahip olduğu için bu roman/dünya/tarih/her neyse normaldir, maskülen form ile ancak kıvrılabilmiştir.
(bkz: yuzuklerin efendisi ni cozdum)
liv tyler’in filmde rol almasinin bu durumu kolaylastirma sebepli olmasi gibi bir paranoyaya kapilinsa da, hollow man’den kendine kiz begenmek ile farki yoktur, her guzel kizi her yerde begenilir (di mi ama)
(bkz: lord of the rings)
spider-man’den sonra da,bunda olduğu gibi, yenilerinin eklenecegi kuvvetle muhtemeldir.silmarillion,hotbit gibi kitaplarladan da seçilerek devam edecektir.