İzmir
bulent eceviti abdye* goturen airbus a340 tipi ucak..
yunanlılar tarafından işgali milli haraketi canlandıran kent.o zamana kadar istanbulun ardından anadolu’nun en büyük 2. merkeziydi.cumhuriyet’in başından beri sürdürülen ankara’yı istanbul’un alternatifi yapma politikasının bir sonucu olarak hep ihmal edilmiş bir kenttir izmir.geçtiğimiz yıllarda liman projesi izmir limanını istanbul limanından daha canlı bir hale getireceği için kabul edilmedi.yurt dışına direk uçak seferleri de kalktı.son açıklanan belediyelere verilecek ödenekler konusunda da bu politikanın sürdüğü görülmüş oldu.adana gibi nispeten küçük kentler bile çok daha fazla ödenek alıyor.izmir salihli arasındaki yol yıllardır tamamlanmazken en az 100 kişi işlerine giderken ölmüşken tüm kış boş yatan çeşme otobanı boş bir yatırım değil midir.istanbulun zenginlerinin yazlıklarına daha hızlı ulaşmalarını sağlamasaydı eminim o da yapılmazdı.yeterli ödenek ayrılmadığı için üniversitelerinde de yeterli eğitim yapılamamaktadır.sürekli dışarıya beyin göçü vermektedir.bu yüzden izmir’in değişebileceğine inancımız fala yoktur ve bizim için hep insanları sıcak ,sevimli,gençlik hatıralarıyla dolu bir kent olarak kalacaktır.
boyoz, gevrek, çiğdem, darı, körfez ve bozuk yumurta kokusu, kumpir, kumru gibi kavramların kendilerine bişi ifade etmediği insanların yaşamadığı şehir… senelerce hep kaçıp kurtulmak istediğim, ama içinden fiziksel olarak resmen çıktığımda asla kopamayacağımı farkettiğim evim. kendini her daim özletmesini bilen uzaktaki güzel sevgili. içinde atilla ilhan çıkaracak kadar şairane yer. plaka numarası da 35′tir ayrıca. “35 buçuk” diip bölücülük yapan bazı sahsiyetler de vardır tabi.
boyozun ve gevreğin anlam kazandığı, metro denilen ama aslında çoğu yukardan giden hafif raylı bir sistemin çalıştığı,kordon’u , alsancak’ı ,bostanlısı, karşıyakası ,güzel kızları ile tanınan , körfezin temizlendiği günü görme arzusuyla yanan kişilerin yaşadığı ve en çok da izmir dışında yaşayan izmirliler tarafından özlenen güzel şehir.cumhuriyet meydanındaki atatürk heykelinin ‘ileri’ gibi bir hareket eylemini bildirmesine rağmen, kordanda otururken insanın içine ‘hiç bi yere kımıldamama isteği’ dolduran kent.
gunesin deniz ustunden batmasindan dolayi daglarla cevrili diger ic sehirlere nazaren (orn: ankara) daha uzun gun yasayan sehirdir. duyduk bi de satanizmin başkentiymiş
ege’nın ıncısı,guzel sehır.
meşhur cafe meserret divanıçürük morumsu bir pelerin kuşanmıştı kemeraltı kontugöz bebeklerinde matmazel despanyan konuşunca rakım elkutluıhlamurdan bir yudum çekip kalın bir kitabı açmazmıdört bakire balık yüzüyordu havuzunda cafe messerret’inkim bilir kim salıvermiş yüzyıl evvel öylesine nazeninefesli kızlar bozmuş ahlakını bu mermer caddeninlavanta kokulu yorgun memelerinde yorgun aşk akşamlarıdans edermiş,çözülmüş saçlarında imbat korsanlarısappho değil mi cafe meserret’in balkonunda külhanikolunda troya’lı helen seksi ve o biçim celalidört zenci dev taşımış büyük iskender’in tahtını oysa timur o asyalı barbar öpmemiş bile bizanslı yosmalarıemir çaka’ymış belki bu kentin barış tanrısıkimden ne kaldı diye düşünürken cafe meserret’teansızın”canım izmir”dario moreno’nun şarkısıbir sela kuytuluğu ısrarlı nargile öksürüklerindekül rengi teravih akşamlarıdır mazlum osmanlılarınduvar dibindeki kadife sedirlerde hazreti ali anlatılırbordo yanak bir homo gördüm cafe meserret’teçeyizi yanmış yörük kızı gibi bardak bardak ağlamaktazaptiye düdüğü mızrak gibi yırttı havuzdaki suyumekteb-i sultani sokuldu birbirine şair eşref küfrettiyoksa basıldımı meserret taif zindanları yine mi delirecekbir kumru tünemişti kagir saçaklarına cafe meserret’inhızla kanatlarını çırptı güvercin sandım yükseldi yükselecekdipteki köhne mücellit odasına takılınca gözümanımsadım yaşlı ve sarhoş altın kalem izzet efendi’yianlatır yine işgal izmir’ini nasılda kaçmış sarı kışla’danbir insan sevgisiz yaşarmı otel meserret’tekimsesiz yoksul bir bedevi ister istemez düşündümirkildim canlanınca ziya hurşit’in çentik zengini revolveninisanki komitacılar pusu kurmuş çatılara yürekler selanikhavada kurşun kokusu reisicumhur’a kıyacaklar suikast yakınbazen resmine baklarım cafe meserret’te sarı paşa’nınişportacı haykırışlarından istiklal mahkemesi heyecanıdır yaşadığımtüm kent şairlerini çağırdı masaya kemeraltı kontutarih gibi konuştu tesbihi mekke işi kavuğu bektaşizehir zembelek bir gazeldi kafiyeli bir rakı kokulubir arabesk kızı izledim cafe meserret’te sarhoştupörsük bacaklarında amerikan kotu bilseniz berbat yolluo gün cumartesiydi sinema çıkışı saat dört buçuklacivert parkama sığınmışım kaşkolum bermutad bordoyine ıhlamur içiyordum karşımda izmir’li bir kızbiraz üniversiteli biraz mevlevi yüzde yüz kokaryalı’danfaytonla gezer gibi söyleştik namazgah’tan frenk mahallesinecafe meserrret ne bohemdi kimbilir kemeraltı kontu yanımızdaydıne ben gördüm ne kız gördüama hissettik gölgesi havuzun aynasındaydı.(bkz: yaşar aksoy)dan şiirsel bir izmir öyküsü
1 aydan fazla uzak kaldığımda caddeleri,kızları,anıları aklıma giren ayrılmak istemediğim şehir.izmire gelişte manisa’dan bornovaya inerken uzaktan şehri görmenin mutluluğunu bana hiçbir şey yaşatmamıştır.
ilk defa asik oldugum yer.(bkz: karsiyaka)
her gün yeniden aşık olmama sebep olacak kadar malzemesi bol şehir.
turkiye’de, sokaklarında “nerelisin?” sorusuna en fazla ortak cevabın alindigi, asla istanbul olmasını istemediğim memleketim
sokaklarinda megafonla şiir okunan şehrim.
efendim bir türkü’de izmir’in adı şöyle geçergüzel izmir izmirkordon boyu efem de şen olsunseni benden ayıranlar efem dekör olsun
ne kadar ozlemiş olsam da, bu sefer gitmeyi hic istemedigim, ama mecburen birkac gun sokaklarinda oraya buraya sacilmiş ve cogunlukla ic burkan anilara toslayacagim memleketim.
vaktiyle ailemi tasinmaya ikna etmekte zorlandigim fakat sonrasinda onlarin da cok sevdigi sehir.**
şehvetli, oyunbaz, akıllı, yaşlı ve çok çekici bir kadındır izmir.
gündüzleri birlikte uyandığım, artık mavileşmiş deniziyle görenleri kendine aşık eden, yeni kordon yollarında aşıkları baırndıran romantik güzel izmir..